“Uzun uzun yıllar önce, ormanın derinliklerinde küçük mavi yaratıkların yaşadığı gizli bir köy vardı…” Bu sözlerle başlıyordu Şirinler ve anlatıcı her bölümden önce çizgi diziyi özetliyordu. Mutlu köylerindeki mavi yaratıkların huzurunu kaçıran bir kötü vardı kuşkusuz. Anlatıcı çocukların zihinleri karışmasın diye kötünün kim olduğunu açık açık söylüyordu: "Ve sonra korkunç büyücü Gargamel vardı o kötüydü." Gargamel kötülüğünü pekiştirmek için anlatıcının bu sözlerinden sonra her bölüm aynı replikleri tekrar ediyordu: “Ooo şirinlerden nefret ediyorum, sizi yakalayacağım, yıllarca uğraşmam gerekse bile hepinizi ele geçireceğim hepinizi… Sizi yakalayacağım elbet bir gün köyünüzü bulacağım o zaman, o zaman pişman olacaksınız…”
Ormanın derinliklerinde yaşayan mavi yaratıkları anlatan "Şirinler" (Smurfs) çizgi dizisi, bu huzur dolu mavi yaratıkların yaşamını ve karşılaştıkları zorlukları küçük izleyicileriyle buluşturur. Pek çok çocuk şirinlerin gerçekten yaşadığını sanırdı dizinin popüler olduğu 80'li yıllarda. Zira çizgi filmin başındaki jenerikte konuşan adam Gargamel'in kötülüklerini anlattıktan sonra çocuklara "uslu bir çocuk olursanız, bir gün şirinleri görebilirsiniz" derdi ve eklerdi, "hatta dikkatle dinlerseniz, Gargamel'in çığlıklarını bile duyabilirsiniz."
Şirinler kimseye zararı olmayan küçük yaratıklardı, peki Gargamel bu zararsız yaratıklardan ne istiyordu? Bu soruyu cevaplandırmadan önce Gargamel'i kısaca tanımak gerekiyor. Gargamel bir büyücüdür. Aslında pek usta bir büyücü değildir ve asıl ilgi alanı simyadır. Kendisinden çok daha soğuk kalpli olan ve Şirinler'den daha da nefret eden Balthazar'ın oğlu olan Gargamel'in ayrıca Azman isimli bir kedisi de vardır. Kedisine sevgi göstermez Gargamel, ancak kedisi ona her zaman sadıktır. Tabi ki sadece bir çıkar ilişkisinden ötürü, zira Azman'ın tek amacı Şirinleri yemektir ve bunu ancak Gargamel'in yanındayken başarabilir.

Şirinler'in Komünizm propogandası yaptığı ortalıkta dolaşan bir söylentidir. Bu söylentinin çıkmasındaki başlıca sebep şirinlerin arasında yapılmış iş bölümüdür. Usta Şirin, Çiftçi Şirin, Şair Şirin... gibi şirinler vardır. Her şirin Şirinler komünitesi için kendi vazifesini yapar, bu da çizgi film ve komünist rejim arasında bir bağlantı kurulmasına sebep olur. Bu iş bölümünün ötesinde aynı zamanda yaşam alanları ve araçlar da ortak kullanılır. Tabi sadece buradan çizgiromanı ve çizgifilmi komünizm propogandasına bağlamak zorlama oluyor.
Ancak Gargamel'in altın üretmeye çalışan bir simyacı olduğunu ve Şirinleri büyü ile altına dönüştürme amacını düşündüğümüz de Gargamel ile kapitalizm arasında bir bağ kurulabiliniyor. Tıpkı Afrika'ya değerli madenler için sahip olmaya çalışan ve bu uzak diyarda dünyadan bihaber yaşayan insanları maden uğrunda harcayan Batılı ülkeler gibi, Gargamel'de kimseye bir zararı olmayan Şirinlerin köyüne ulaşmaya çalışıyordur, altın üretebilmek için. Elmasın peşine düşen insanların birbirlerini nasıl öldürdüğüne dair bir anektod zaten bizzat Şirinler bir bölümünde içerisinde geçer ve burada söylenenler, lafı dolandırmadan eleştirisini yapar. İşte o bölümde Şirinler'in lideri Şirinbaba'nın sözleri:

"Birkaç şirin ormanda dolaşıyorken, şirine beyaz bir kelebeğin peşinden bir ağaç kovuğuna girer; ama kelebek kaybolur. Sonra şirine ağaç kovuğunda ışıl ışıl parlayan bir taş bulur. Şirinler bu taşı şirin babaya göstermek için şirinler köyüne götürürler. Taşı gören tüm şirinler hayranlıkla taşın etrafında toplanır. Şirin baba bu taşın elmas olduğunu söyler ve bunu hemen aldıklara yere götürmelerini ister. Elmasın ne demek olduğunu sorarlar önce, sonra da neden geri götürmesini istediğini merak ederler. Şirin baba der ki: ”Elması yalnızca insanlar kullanır, bu taş onlar için o kadar değerlidir ki bunun için birbirlerini bile öldürebilirler. Şirinler şaşırırlar, gülerler; ama insanlar için de üzülürler. Sonra elması aldıkları yere yere bıraktıktan sonra şirin çileği tarlalarına dönerler…" Bu örnek Şirinler'in dünyadan ve maddiyattan kopuk saflığına bir örnek teşkil etmesi bakımından anlamlı.
Evet Şirinler'in ormanın derinliğindeki bu huzurunu bozan Gargamel, kapitalizmin dünyanın en kuytu köşelerine kadar uzanan bir eli gibi yorumlanabilir. Bu huzurlu yaratıkları altın üretmek için yakalamaya çalışan Gargamel, ancak hiç bir zaman emeline ulaşamayacaktır.