|
|
|
19 Mart 2010 Cuma

Maskeler düşsün de nobranlığı görelim!

Başbakan Erdoğan' ın eşi Emine Hanım'ı hasta ziyareti için GATA'ya almamışlardı. Başbakan konuya değinirken, "Yaşadıklarımı ülkem kaldırmaz" dedi.

Devlet Bakanı ve eski Meclis Başkanı Bülent Arınç da "Bir Anayasa kitapçığı fırlatıldı, ülke büyük kriz yaşadı. Biz bunun bin misline maruz kaldık" açıklamasını yaptı.
Ayrıca MGK Genel Sekreteri Org. Tuncer Kılınç'ın, dönemin Başbakanı Abdullah Gül'e "Yerinizde olsam, karınızın örtüsünü çıkarırım" dediği, "Kendi kararı" cevabını alınca da "İnsan karısına hâkim olamaz mı" diye devam ettiği anlaşıldı.
Bizim siyasetçilerin çoğunda bir eziklik var. Münasebetsiz ağızların payını verseler de (Belli ki Gül gereken cevabı vermiş) olayı gizli tutuyor, Bülent Ecevit'in yaptığı gibi olayı hemen halka duyurmuyorlar.
Milletin ancak bir kısmından, o da iş işten geçtikten sonra haberi oluyor.
Acaba sıcağı sıcağına açıklasalar daha mı iyi olur?
Çünkü askerci medya, eşleriyle dans eden komutanların görüntülerini yayınlarken, ne kadar centilmen, kadın haklarına ne kadar saygılı olduklarını filan söylemeyi asla ihmal etmez.
Halbuki bunlar mizansendir.
Hele bir maskeleri düşürün: Bakalım altından çıkana kendileri bile tahammül edebilecek mi?

İşte size 'manevi imtiyaz' örneği

Demokrasi nerede başlar? "Sandıkta..." dersek, herhalde yanlış olmaz. Peki, bir soru daha: Demokrasi nerede biter? Yani demokrasinin uzandığı son nokta neresidir?
Örneğin perşembe günü İstanbul'da başlayan NATO Gayrı Resmi Savunma Bakanları Toplantısı' nın demokrasi ile bir ilgisi var mı?
Elbette var: Savunma bakanları "seçilmiş" ya da seçilmişler tarafından görevlendirilmiş kişiler.
Kurulduğundan beri yaptığı onca yalan yanlış işe karşın, NATO demokrasiyi benimsemiş bir kuruluş. (Çünkü patronu ABD!)
O nedenle NATO protokolünde savunma bakanları, genelkurmay başkanlarından önde gelir.
Bu da gayet normal: Çünkü NATO ülkelerinde genelkurmay başkanlıkları, savunma bakanlıklarına bağlı. Türkiye hariç!
Bizdeki protokol kurallarına göre, GK başkanı, savunma bakanının önünde: Hem de çok önünde! Sıralama şöyle:
1) Cumhurbaşkanı, 2) Başbakan, 3) Meclis Başkanı, 4) GK Başkanı, 5) Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, 6) Eski Cumhurbaşkanları, 7) AYM Başkanı, 8) Yargıtay Başkanı, 9) Danıştay Başkanı, 10) Bakanlar Kurulu Üyeleri, 11) Kuvvet Komutanları, 12) Orgeneraller ve Oramiraller.
Sonuç: Ne zaman NATO protokolünün geçerli olduğu bir toplantı yapılsa, bizim GK Başkanları arazi olur. Maazallah, savunma bakanının arkasında dikilirken fotoğrafı çekilir filan...
Kendisi bunda bir sakınca görmese dahi silah arkadaşları kızar, "Bu sivilleri başımıza çıkarma, hadlerini bilsinler" der. Değil mi efendim!
(Not: NATO müzakerelerinde ise diğer ülkelerin savunma bakanları masa başında, GK başkanları ise onların "arkasında" otururken... Bizimkiler "yan yana" oturarak komiklik yapıyorlar.)
Perşembe günü de aynısı olmuş, toplantının ev sahibi Türkiye olmasına rağmen, GK Başkanı Org. İlker Başbuğ ortalıkta gözükmemiş. (Ne kadar önemli bir başka işi olduğunu açıklarsa... Sizi bilmem ama ben inanmam.)
Burada defalarca, "maddi ve manevi imtiyazlarını kaybetmemek için, Türkiye'nin demokratikleşmesini istemiyorlar" demedim mi?
Bundan âlâ manevi imtiyaz mı olur?
Demokrasinin ilk durağı sandıktır ama son durağı yoktur. Bunu bildikleri için de, durdurmak için treni raydan çıkarırlar!

SABAH

06 Şubat 2010
Share/Save/Bookmark
Ahmet Altan
+
Yalancılık
Son zamanlarda çok tekrarlanan bir laf vardı, “askerî vesayet bitti, hadi şimdi AKP’yi dövelim”.
Defne Asal
+
Cinselliğimiz, “soy”umuz, “sopumuz"
“Kadın ve aileden sorumlu” Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edil...
Emre Aköz
+
Başbuğ yanıltıyor: Bazı suçlar elbette kuruma mal edilir
Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, geçen gün bıkkınlık verecek kadar sık işittiğimiz klişe sözlerden birini tekrarlardı: "Kişisel hatalar kuruma h...
Mehmet Barlas
+
Doğru yorumu bulan okur da rahatlamaz mı?
Bir arkadaşım telefon etti dün... - Kurban Bayramın kutlu olsun, dedi.
Süleyman Faruk Göncüoğlu
+
Akl-ı Selimle İstanbul’da Yaşama Sanatı
122 yıl önce, İstanbul’un gündelik hayatına yeni bir yenilik katıldı.
Birol Biçer
+
Vandalların Çarşaf Partisi
Mersin’de CHP’li hanımlar Hilafet’in kaldırılışının yıldönümünü çarşaf yırtarak kutladılar.
Teyfur Erdoğdu
+
Tarih Bilim midir? (VII)
Theoria-historia (felsefe ile tarih) arasındaki etkileşim ve ayrım konusuna 19. yy.ın ilk yarısı ile devam ediyoruz.
Onur Eyüboğlu
+
Kötü Kedi Şerafettin
Sıradaki kötümüz törkiş Garfield'ımız, mahallemizin sevimsiz kedisi, kötülük abidesi, serseri...
Metin Okutan
+
---
Yazarımız Metin Okutan, rahatsızlığı sebebiyle bu haftaki yazısını yazamamıştır. Liberalses
içerik